Garson Temel'i, lokantanın müşterilerinden biri, yanına çağırıp, azarladı:
-Bana getirdiğin tavuğun bir bacağı diğerinden daha kısa. Bu ne rezalet?
Temel, öfkeyle cevap verdi:
-Ben sana o tavuğu dans edesin diye değil, yiyesin diye getirdim!
Temel çok para kazanmış. Ailece en lüks lokantaya gitmişler.
En pahalı şarabı seçip ısmarlamış.
Garson : Hangi yıl tercih ederdiniz.
Temel : Pi mahzuru yoksa hemen isteyrum.
Temel ile Dursun karanlık bir tepe üstünde 1 şey görmüşler.
Temel bence bu bir keçi demiş. Tursun ise bence bu olsa olsa kartaldır demiş.
Keçiydi kartaldı bir tartışmaya girmişler. Sonra o tepeye çıkarak havyanı görmeye gitmişler.
Tam yaklaşırken o hayvan uçarak kaybolmuş.
Bunun üzerine Dursun ula Temel ben sana demedim mi kartal diye.
Temel şaşkın bir ifadeyle ula ömrümde ilk defa uçan bir keçi gördüm demiş.
-Evladum Temel, sivil, asçer parolayi sormalisun, tamam mı? Parola hamsidur daa.
- Tamam komitanum.
- Ha göreyum bakalım.
Terhis olmuş bir er gelmiş nizamiye kapısına, valizi almak istiyor yatakhaneden.
Parolayı bilmiyor tabii ki. Parola diye tutturmuş Temel ama er bilmiyor.
Temel izin vermiyor. Er başlamış ağlamaya.
Temel acımış,
- Hamsi de de geç pakalum uşağum.
Temel, bir inek çiftliği satın alır ve inekleriyle birlikte bir fotoğraf çektirerek ailesine yollar.
Aile heyecanla zarfı açarlar ve fotoğrafı görürler.
Fotoğrafın altında ise şu yazmaktadır:
-Okla işaretli olan benim.