İki laz arkadaş birbirlerine karşılıklı bilmece soruyorlardı.
Temel çok bilmece biliyor, bu yüzden arkadaşı Dursun'u her zaman yeniyordu.
Sonunda Dursun da Temel'e zor bir bilmece sordu:
-Sarıdır, kafestedur, ötüyor; bil bakalum ha pu nedur?
Temel hemen cevap verdi:
-Kanarya...
-Hayır pilemedun.
-Saka kuşu...
-O da değil...
Daha bir sürü şey saydı:
-Pilemedum oni, bari sen söyle, deyince Dursun Temel'e kabara kabara cevap verdi:
-Hamsidur.
Temel başladı itiraz etmeye:
-Hamsi sarı olmaz.
-Boyarım oni.
-Ama hamsi kafese girmez.
-Ben korum oni kafese.
-Eeee birader, hamsi öter mi?
Dursun kıkır kıkır güldü:
-Arkadaşum o da bilmecenun şaşırtmacasidur da.
Temel Afrika'ya safariye gitmiş.
İlk günün sonunda gece otelin lobisinde avcılar konuşuyormuş.
İngiliz "ben bugün 1 gergedan vurdum" demiş.
Fransız "ben de 1 aslan vurdum" demiş.
Temel de "ben de 1 noşut vurdum" demiş.
İngilizle Fransız anlamamış ama cehaletleri belli olmasın diye de sormamışlar.
Ertesi gün yine ava gidilmiş gece yine toplanmışlar.
İngiliz "ben 2 kaplan vurdum" demiş.
Fransız "ben de 1 fil vurdum" demiş.
Temel "ben 4 noşut vurdum" demiş.
İngiliz dayanamamış sormuş:
"Kusura bakma ama noşut nasıl birşeydir? Bunca yıllık avcıyım hiç duymadım."
Temel de:
"Ben de ilk defa burda gördüm. Kara kara birşeyler insana benziyorlar.
Ellerini kaldırıp noşut noşut diye bağırıyorlar" demiş.
Temel Cemal'e telefon eder, sekreter çıkar.
- Teleseçretere not pırakacaytum, der.
- Bana da bırakabilirsiniz der, sekreter.
Temel uzun bir süre ses çıkarmayınca, sekreter kız ne olduğunu sorar.
Temel cevap verir,
- Haçan sinyal vermedunuz daa.
Temel binanın altıncı katından düşmüştü.
Hemen etrafını bir kalabalık sardı.
Yoldan geçen biri kalabalığı yardı ve yaralı Temel'e sordu:
-Ne oldu?
Temel zorlukla cevap verdi:
-Vallahi bilmiyorum, ben de şimdi geldim.
Temel'le İdris meyhaneye girdiler.
Rakılar geldi...
Yarım saat sonra İdris sordu:
- Söyle pakayum, bir bir daha ne eder?
- İçi, dedi Temel.
İdris bıçağını çekip Temel'e sapladı.
Karakolda komiser gürledi:
- Arkadaşını neden öldürdün?
İdris içini çekti:
- Çok şey pileydu!