Temel şehrin en gözde semtinde büro tutmuş ve kapısına "Avukat Temel" yazılı bir tabela asmış. Yeni bürosunda ilk sabah otururken kapı çalınmış ve sekretere:
- Kapıyı aç kızım demiş.
Sekreter kapıyı açıp büroya gelen adamı Temel in odasına soktuğu anda Temel hemen telefona sarılmış konuşmaya başlamış:
Çocuk, okuldan bir gözü şiş olarak dönünce, annesi telaşlandı : -oğlum ne oldu gözüne? düştün mü yoksa? -hayır düşmedim.arkadaşım orhan'la dövüştük.ben de yarın onun gözünü şişireceğim! Annesi yatıştırmaya çalıştı : -sakın ha! dövüşmek iyi birşey değil.ben sana yarın pasta çörek vereyim.arkadaşına da ver, barışın.güzel güzel oynayın olmaz mı? -olur anneciğim, barışırız. Ertesi gün, çocuk öteki gözü de şişmiş olarak döndü.annesi merakla sordu : -yine ne oldu? -arkadaşım yaptı, daha çok pasta, çörek istiyor!
Öğretmen çocuğa sormuş. -Oğlum elini pantolonunun sağ cebine attın ve 10 milyon lira çıkarttın, sol cebinden de 5 milyon lira çıktı.Senin şimdi neyin var? -Öğretmen çocuğun 15 milyon liram var, cevabını beklerken çocuk cevap vermiş. -Herhalde üzerimde başka birinin pantalonu var öğretmenim!
Bir İngiliz doktor diyor ki: -Tıp bilimi bizde öyle ilerledi ki, biz bir adamın beynini alırız ve başkasına koyarız ve onu altı haftada iş arayacak hale getiririz. Alman doktor diyor ki: -Bu hiçbir şey değil; biz bir adamın beynini çıkarırız ve başkasına koyarız ve onu dört haftada savaşa hazır hale getiririz. Amerikalı doktor da diyor ki: -Beyler siz çok geridesiniz. Biz Teksas`tan bir beyinsizi aldık ve beyaz saraya koyduk. Şimdi ülkenin yarısı iş arıyor, yarısı da savaşa hazırlanıyor.
Birinci sınıf öğretmeni öğrencilerden birine sordu : -Bu harfin adı ne? Üzülerek karşılık verdi çocuk : -Harfi tanıyorum ama, adı bir türlü aklıma gelmiyor.Baş herfini söylerseniz gerisini kesin söylerim.